Yeni Bir Yıl

Ülkemde iç çatışmalar, depremler,mide sancıları, atanamayanlar…vs. dolu bir yıl daha geride kalmışken ruhum ve bedenim aynı paralellikte belki bilinçli belki bilinçsiz bir yıl daha yaşlandı. İçimdeki halk en ufak sebeple bile ayaklanıyor tüm hislerim birbirine giriyordu. Sağduyu ara ara hakimiyetini korumaya çalışsa da bir türlü tamamen ele geçirememişti imparatorluğu. Kendimi seviyormuydum? Şüphesiz ki evet. Neydi bu tecahül-ü arif sanrılarının kaynağı? Dış etkenler mi? Mühim değildi aslında ötekilerin saçma sapan düşünceleri. Çünkü biliyordum ki insanlar üstüne basıp geçmeyi, egolarını çirkinlikleriyle beslemeyi bir marifet sanıyorladı. Ayıldığımda yine kafamın dikine gidecek olan bendim. Kimseyi acıtmayalım derken bir de baktık ki bizim içimizi acıtmışlar çok acıtmışlar. Sular durulduğunda bu acıların hesabını kesecektir bir bir hakedenlere elbet karma. Hani bir de aşk vardı, hani şu herkesin unuttuğu his, yerini öfkeye,kine ve nefrete bırakan his.Ruh tohumları atılırken onla sulanmıştı topraklarımız oysa. Birşeyler sona ererken birden onu hatırladım ve derin bir özlem duydum. Damağımda yorgunluğun kekremsi tadıyla gelse de hiç gitmese diye iç geçirdim.Geçmiydi erkenmiydi bilemedim.Kalbimin her serzenişinde yıkılan binalar arasından keskin bir hüzün kokusu süzülüyordu. Molozları temizleyip yeni, sağlam binalar dikmek istedim. Onca çocuk çığlığı, anne haykırışları, gösteriş maymunlarının yalan cızırtısı arasında kafamı sokacak bir huzur bulamıyordum. Ayaklarım üşüyordu,açtım , susuzdum. Birkaç renkli kalem ve boş kağıtlar tutuşturdular elime al avun diye. Avunamadım.Mutluluğun resmini çizmek kolay da ya hüznün? Hem ya geri gelirse çizdikçe? Büyüyecektim hani? Hani o sıcacık gülüşlü, şık kıyafetler içindeki cici kız olacaktım? Ben gelinlik hayalleri kurarken çoktan ruhuma tecavüz etmişti sığ dürtülerine hapsolmuş bir avuç zavallı adam.İnsanların götürdüklerini değil hayatın kazandıracaklarını seçmek elle tutulur en iyi çarem olsa gerek. Batarken güneşe bakıyor gözlerim umutla, yarına daha parlak doğar belki diye.Doğar da ısıtır ruhumu ve bedenimi. Geçmişim ufalanarak yokederken kendini geleceğimi yaratıyorum,geçmiş ve geleceğin şu “an”daki aşkından gücümü alarak.Hüznümden huzuru ,acımdan umudu doğurabilmek için, kış geçip baharla çiçekler açarken çocukların çığlıkları tebessüme, anaların haykırışları manalı bakışlara, sahtekarların cızırtıları suskunluğa yerini bıraksın diye, molozların yerinde sıcacık yuvalar kurulsun diye, halkım sevgiyle kucaklaşmayı hatırlasın diye, gelinlikler düşlerdeki gibi hep beyaz kalsın diye… işte bu yüzden sadece bu yüzden hoşgeldin yeni yıl.

jokersin:

Bir deniz bulmak,
anlamak en sonunda da
yaşamak ne?

Oruç Aruoba

hepsihepsihayatnasılolsa kullanıcısından yeniden blogladı
Etiketler: Oruç Aruoba haiku
kaanbagci kullanıcısından yeniden blogladı
kuslardagitti:

ehhehehe :D

kuslardagitti:

ehhehehe :D

Tumblr Facebook Grubu kullanıcısından yeniden blogladı
kedipikolata:

dada
schrödinger'in kedisi kullanıcısından yeniden blogladı

yıldız


umarsız dalıp gitmişken ufka bir yıldız yakalar gözlerin.parlaklığından öyle bir büyülenmişsindir ki yüzünde şaşkın bir tebessümle ona koşarsın sorgusuz sualsiz… ona ulaşmak, dokunmak istersin, tozu bulaşsın ,ömrünün her yerine saçılsın istersin. sımsıkı sarılırsın heyecanına, kıymasın kimseler,bilmesin tutkunun ateşini söndüremesin. bir an bile düşünmek istemezsin.ama nefesin kesilir, yorulduğun “an” dır o an. kuytulardan çıkıverir korkuların bir bir hesap sorarcasına. olduğun yere yığılıverir, sessizce gökyüzünü izlemeye devam edersin. yıldız gecelerine yağar, sana kilometrelerce uzaktan göz kırpar.parla yıldızım binlerce yıldız arasından en çok sen parla.parla da katıklansın ışığın ruhumun melodisine, gözlerimin sevincine, sakladığım, saklayacağım tüm cümlelerime.

öy le si ne


Yürüyordum sakin.Aşk kesti yolumu, fısıldadı sessizce ;güneşe şemsiye açılmaz bırak kamaştırsın gözlerini,yaksın tenini,parça parça kopar herşeye,herkese dik yüreğini ,rüzgara sal düşlerini ve tut bırakma elimi.

ben mi?

kim? kimmiş o? :D

çocuk kalbi :)


bugün dedim ki bu beyaz kağıda istediğinizi yazıp çizmekte özgürsünüz ve bir ton keçeli rengarenk kalemler koydum önlerine 2.sınıf öğrencilerimin daha doğrusu arkadaşalarımın .ve onları kendi hallerine bıraktım,köşeme çekildim.düşüncelere dalmıştım yine,bilirsiniz hayatın sorunları..vs bebeklerim güle oynaya beyaz kağıtlarıyla uğraşırlarken.bize ayrılan vaktin sonuna yaklaşıyorduk dolaşmaya başladım,merak ettim acaba ne yapıyorlardı beyaz kağıtlarına? bir de ne göreyim ilk kağıtta ben vardım sonra ikinci de üçüncü de.. ilerledikçe gözlerime inanamadım… hepsi tek tek bana olan sevgilerini sembolize eden resimler çizmiş,yazılar yazmışlardı.o an hissettiklerimi kelimelere dökmeye gücüm yetmez.saf sevginin kucağına düştüm ben bugün.onların dünyasına girin,anlamaya çalışın,vakit ayırın,tüm sevginizi verin.kalplerine girin göreceksiniz ki daha kocaman daha harika bir dünya var orda.

evrenden torpilim var

“gülümse,odaklan,değiştir” sevdim bunu :)